Bu hafta oynanan iki oyun beni gerçektende cok etkiledi. İlk oynadığımız “ bir şekili birbirimizin beline çizerek anlama oyunu” çok etkileyiciydi. Çünkü bütün grupların; sonuçta çizdiği resimle, gerçek resim farklıydı. ayrıca her grubun çizdiği resimde birbirine benziyordu. Bu beni çok şaşırtı, çünkü insanların bazen gerçekleri değil, inanmak istediklerini gördüğünün bir kanıtıdır diye düşünüyorum. Bu oyunun da eğitime olan faydasını düşünürsek; bilimsel gerçekler bazen inandığımız gerçeklere aykırı olabilir. Bu yüzden bir konunun bilimsel olabilmesi için, o konunun inançlara veya geleneklere değil; aksine deneylere ve gözlemlere dayanması gerekir.
İkinci oyun ise; deneyim nedir sorusunu, kendi fikirlerimizi bir başkasına aktararak, fikirleri ve isimleri aktarma oyunuydu. İlk başta herkeste deneyim nedir sorusuna hemen cevap bulma telaşı vardı. Sonradan arkadaşımızın ismini ve fikrini aklımızda tutma telaşı vardı. 60-70 kişilik sınıfta yılmaz, fatma ve ayşe isminin çok fazla çıkması çok ilginçti. Aslında farklı farklı isimler çıkması gerekirken, bunun olmaması; yıllardır hafızamızı zorlayan biz üniversite öğrencilerinin bile, motive olamadığımız zaman çok basit bir cümleyi bile hafızamızda tutamazın bir göstergesiydi.
Ayrıca, oynadığımız oyunlardan sonra yorum yapmamız çok faydalı bir olgu olduğunu düşünüyorum. Bence o oyunlara bilimsel bir değer kazandırıyor. Eğer bunu yapmazsak çocukken oynadığımız oyunlardan başka bi farkı olmaz.